Sayfalar

15 Mayıs 2011 Pazar

-1-

kafadaki geceden kalma seslere uyanıyorum... akşamdan kalmışım... tatlı bir sersemlik var üzerimde. Kısa bir net check yapıyorum. bugün ki internetimedokunma eylemi var aklımda. birde acı bir mesai çağrısı çınlıyor kulağımda.

cuma akşamı haftasonuna tam bağlandık derken, küçük bir fısıltı dalgasıyla kulağa ulaştı ilgili sözler. oradan zihinsel süreçler filan derken olayı idrak etmemle, o fısıltı her dakika daha da şiddetlendi. evet gerçekti. pazar sabahı 10da işte olmamı bekliyordu kimi arkadaşlarım. sağolsunlar.

napalım emir büyük yerden. pazar sabahı oldu bile aradaki iki gece nasıl geçti bir ben biliyorum. hiç çalışasım yok evden çıkarken. işe gider facebook da biraz alan işgal ederim diyorum kendi kendime ama evden çıkmadan başladım ajitasyona... 

yola çıktım çıkmasına ama hala aklımda gösteri vardı. nasıl kaçabilirim diye çeşitli çıkış yolları üretmeye çalıştım. en parlak fikir gösteriye katılıp işe geri dönmekti. ama onunda önünde koskocaman bir biralama ritüeli duruyordu. şimdi istiklale gitmişsin dostlarınla. özgürlük istiyorsun kalan son mahremine. eh gerek eylem sırasında gerek sonrasında illaki bir biralama olacaktı. uzun lafın kısası yemedi. kaçamadım. evet pişmanım.


ha aklımda hala bira var internetle ilgili kaygılar bir süreliğine kadar dizginlendi bu gösterinden sonra.
mesailer mi  bu haftasonuna kadar yine gececiyiz sanırım. hiç umut verici değil. bir ofis köşesinde excel formülleri makrolar tarafından öldürülmekten korkmaya başladım. kulaktan gelen kan, ağızdaki köpük, dönmüş gözler açık göz kapakları, kasılmış omurga ve kol bacak dağılmış şekilde ( Peter Crouch Can Do Anything formunda yani ) bulunmaktan korkuyorum... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder