Sayfalar

30 Mayıs 2011 Pazartesi

-26-

serviste eve gelirken yine yarı uyur yarı uyanık kitabımı okuyordum. ondan da bir ara bahsedicem ama şu anki mevzu başka. okurken bi anda aklıma dinci murat hocam geldi aklıma. liseden. izmir milli piyango anadolu lisesinin efsanelerinden biridir. her ne kadar şuan atatürk anadolu lisesinde hizmet vermye devam etsede o bir mpal efsanesidir. murat hocam her ne kadar din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olsada aslında o bir kültür ve ahlak bilgisi öğretmenidir. öğrettisindeki en önemli şey dinin ahlak ve kültürün bir formu olduğunu kavratmasıydı. her zaman çişitli kültürler çeşitli ahlak sistemleri ve dinlerin birbiriyle ilişkilerini açıklamaya çalışmıştır bizlere. derse gelirken okuduğu kitapları yanından ayırmazdı. zaman zaman alev alatlı olurdu elinde zaman zaman tübitak yayınlarından bir kitap. matematiğe dair fiziğe dair yada hayatın çağdaş çözümlemelerine dair bişeyler okurdu ve bunları bizlere aktarırdı. dersi 20 dk sürmezdi belki. geride kalan zamanda da ilgilenenlere okuduklarından bahsederdi. elimde kuantum fiziğini açıklayan bir kitap varken bu haliyle onu hatırladım. iktisadi idari bilimler mezunu olarak yada eşit ağırlıkçı olarak ne işim olurdu dimi normalde fizikle filan.
bilgiye aç bir dimağ olarak her zaman onun imgesi gelmiştir aklıma. istiklalde "dinci bizi inciye götür!!!" diye slogan atan bir kalabalıkla sadece onu görebilirsiniz mesela. 
gerçi sadece o değil, o yıllarda belli bir ekibimiz vardı 10-12 kişilik. felsefe öğretmeni hijlal, müzik öğretmeni mehtap ve din öğretmeni murat hoca bu ekibin en önemli parçalarıydı. dersten sonra okulda kalır bir sınıfta felsefe tartışmaları yapardık. bir gün descartes, bir gün sokrates başka bir gün j.p.sartre. çok keyifli derslerdi. neden, niçin ve nasıl soruları havada uçuşur. fikirlerden yola çıkarak hayatı sorgulardık. oyunlara giderdik. izmir devlet tiyatrosu ve opera balesinin müdavimiydik o yıllarda. oturup tartışmak ve çözümleme yapmak, kafa yormak ekibin ortak noktasıydı. çok değerli insanlardır her biri ayrı ayrı. ben bu şekilde hatırlıyorum.
zaman zaman özlüyorum o günleri. ekibin ayrılmış parçalarıyla bir araya gelmek keyif veriyor hala. 
eski dostlar değerlidir. kitaplar değerlidir. 

yazının sonunda sululuk yapasım var ama bu kadar geçmişten pek bi sululuk çıkmıyor malesef.
ben nasıl dejenere oldum? bu anılar daha da çok sorduruyor bu soruyu diyip bağlıyım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder