Sayfalar

8 Haziran 2011 Çarşamba

-34-

akşam saati hiç aklımda yokken bir ev yolculuğu yaptım. aynı  yerler aynı güzergah. hava biraz daha kararmış, saat daha geç olmuş. ilk nota dan itibaren muazzam bir yolculuk.                






aklıma bir dialog geliyor: - "kadınlara sarılmak, sarkmakla alakan yok senin zaten"
"evet" diyorum "o bile içimden gelmiyor artık". bu dialogdan sonra konu değiştiriliyor ustaca. mahrem yerlere dokunduğunun farkına varılarak belki, belki de öylesine. ama edilen iki çift laf kalmış aklımda çok net şekilde.
bu konuşmayla oynuyor aklım. evet yok diyorum cümlenin sahibine. ama içimden kendi kendime neden yok lan salak diyorum. senin yerinde herhangi normal insan çoktan printer damgasını yemişti. bense öylesine duruyorum olduğum yerde.
hakikaten neden?

....
beyond the horizon of the place we lived when we were young
in a world of magnets and miracles
our troughts strayed constandly and without boundary
the ringing of the division bell had begin
....

kilit kelime olarak "sarılmak" eylemine takılıyorum. sarılmak. şimdiye kadar sarıldım da ne oldu diye soruyorum kendime. sonuçları araştırmak amacım.
hayatımın bir döneminde anneme öyle sarıldığımı hatırlıyorum. şu an kendi haline bırakıp kendi hayatıma koştuğum annemi  bir de ondan sonra sayısı pek fazla olmayan kadınları.
"sarılmak" diyince gözlerime bir bakış oturuyor yüzüm ona göre bir şekil alıyor hissediyorum bunu önce, sonra sarıldığım kadınları hatırlayınca bu ifade biraz daha derinleşiyor kendini hissettirerek. hah diyorum doğru noktaya temas ediyorum. ipin ucunu tuttum.

....
looking beyond the embers of bridges glowing behind us
to a glimpse of how green it was on the other side
steps taken forwards but sleepwalking back again
dragged by the force of some inner tide
....

ardından "sarılmak" eyleminin nasıl bişey olduğunu düşünüyorum. mekanik bir yapıda. kollar iki yana açılır ve sarılınan şey gövdeye yaklaştırılarak kollarla kafeslenmek suretiyle koruma altına alınır. "korumak" diyince bir kademe daha derinleşiyorum. başka bir kilit kelime.
korumacı bir kişi miyim? evet..

....
at a higher altitude with flag unfuried
we reached the dizzy heights of that dreamed of world
....


bu şekilde sarılıp koruduktan sonra ne oldu da artık istemiyorum peki diyorum? gözlerim dolmak istiyor. anlıyorum ki ulaştığım zeminde yaralar var. acıyor. hiç bişey ulaşamasın da daha fazla acımasın diye üzerini güzelce kapatmışım. şimdi o alanın sokaklarında meydanlarında geziniyorum attığım adımlara dikkat ederek.
yeniden kanatmanın anlamı yok. sadece keşfetmek yeterli.
bu alanın tepelerine "kimseye bu şekilde bağlanma" yazılı olduğunu görüyorum yaralarla. anlıyorum ki bu yalnızlık onun yalnızlığı.bu öğüdü dinlediğimi çok net şekilde kavrıyorum.
"ben bağlanmaktan korkuyorum"

....
eneumbered forever by desire and ambition
there's a hunger still unsatisfied
our weary eyes still stray to the horizon
though down this road we've been so many time
....


sonra herşey yerli yerine oturuyor.
ben kadınları sarıp sarmalamıyorum yeniden canım yanar diye. kollarımın içinde hissediliyor acısı. öylece durup ilgileniyorum sadece en fazla. bir milim ötesinde bir hareket yok. ve anlıyorum ki bekliyorum. onlar beni sarsın.ilgilenip derinlerime insinler. hiç bir yardımın olmadan bu kadar derinlerime inebilsinler ve acılarımla ilgilensinler.
ben bile bu kadar zor ulaşırken bir başkası hiç yardım olmadan inme şansı da bulamıyor tabi.
ağır hasar, tadil edilecek çok şey varmış. çok derinlere gömmüşüm. artık daha yakın. bir gizemimi daha çözüyorum böylelikle.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder