Sayfalar

8 Temmuz 2011 Cuma

-54-

apartmana girmeden kapı teyzeleri kuşattılar çevremi. pörsümüş vücutları titreyen uzuvlarıyla lanet gibiydiler. günlük merak ihtiyaçlarını benden giderdiler.
birisi annemi sordu. napıyor dedi. iyi dedim. babamı bırakıp da gelemiyor. yalan ha. gelmiyor.
e o zaman sen gidince selam söyle dedi. tabi dedim başüstüne. eğer gidebilirsem tabiki de söylerim.
ama bende gitmiyorum. aa nası şey öyle dedi annemin gelmemesi için. askerden geldin, işe girdin bi uğramadılar dedi. babama da gönderme yaptı. o da evime bir kere geldi. sayıyla 1. eski evime tabi. garipsiyor insanlar bu durumu. durum gerçekten garip mi anlamıyorum.
ben hergün anne babamla konuşmam. onlar beni aramaz ben onları aramam belki bir hafta. ancak işimiz düşecek de birbirimize konuşucaz.
ailemden bile kopuğum. aslında ailem değil aile den. benim bir ailem olduğunu hissetmiyorum. ben yalnızım. çırılçıplak. sevgiyi böylelikle unuttum sanırım. bir yerden sana verecekler ki sende bunu dağıtasın. benim gibi bomboş bir çöp tenekesini kim sevsin. peki ya ben böyle bomboş öküz gibi kimleri seveyim.
mutluluğu hep nesnelere yüklüyorum. kariyerim olsun mutluluk gelecek dedim. artık var.
evim olsun mutluluk gelecek dedim yıllardır var. şimdi bi de araba alıyım belki mutlu olurum.
ama yanıt içimden kendini haykırıyor. imkanı yok o şekilde mutlu olmamın.
dövün beni. elimdekileri alın. değerlerini öğreniyim. şımarık ağzımı bi yamultun da kendime geliyim.
daha da dibe sokun beni.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder