Sayfalar

3 Eylül 2011 Cumartesi

-93-

duruyorum. öylece bakıyorum ekrana.
fonda müzik yok. aklımdan hiç bişey geçmiyor. bu boşluktan başka.
bomboşum.

ilham verecek en ufak etkileşimi bekliyorum.
ama bomboş.

aslında bomboş değil. umutsuzluk boşaltıyor içimi.
hala istikrar sağlamaya çalışıyorum. aklımın ortasında kocaman duruyor oysa ki.
bu bekleyiş bitse diyorum.

öbür taraftanda çocuklar gibi heyecanlanırken dönüşüne. ne yapacağımı bilemiyorum aslında.
çok pis bir ikileme girdim. bu sısızlık herşeyin üzerine sünger çekme amacıyla mı? yoksa sessizlikle beraber senin de için kavruluyor mu?

bilinmezlik ve tahmin edilemezlik uyku gözlüğü gibi gözlerimi bağladı.
karanlık bir süreç. umudumu emiyor.

şu an kafama amy girdi just friends söylüyor.
umutsuzluğun tezahürü.

halbuki diğer bir yanımda robyn indestructible söylüyor en içten sesiyle...

hala ne şiş yansın ne kabab derdindeyim.
hata ediyorum. istikrarsızım.

böyle oldukça da istikrarsız kalıcam sanırım.
bundan vazgeçmeliyim.

belki kartlar yeniden dağıtılır. geçen seferde bunu beklemiştim elde ettim. herşey iyi giderken nerden çıktı bu kilometreler. en güçlü olduğum şeyi yaparken hemde. nazik ve anlayışlı olurken.

şimdi bahsettikçe yine içine girdim anıların. mutlu ve huzur verici olanların.
kalp kırıklıklarının ve travmaların en derinden çıkıp yüzeyde gezdikleri yerlerde.
bizler insan olarak neden en içten olduğumuz zamanları yenildiğimizi düşündüğümüzde yaşıyoruz ki.

kazandığımı kendime itiraf etmiyorum ben hiç. kazandıklarımın yeterli olduğunu düşünmüyorum henüz belki de o nedenle rehavete girmekten korkuyorum. canımı yakan anlardan güç alıyorum evet.

bir de müzikten. müziğimi paylaşmayan insan bana erişebilir mi bilemiyorum, şüpheliyim bu konuda.
bir keresinde müziğin senin olduğunu söylemiştin bana, çünkü onlar terkedip gitmiyorlardı. evet gitmiyorlar.
biz onları terkediyoruz unutuşlarımızla. sadece buna bile sahip olmak bir çeşit güç hayata karşı. hak veriyorum sana. ben de müziğe sığınıyorum her zaman.

bunu paylaşabildiğim insanlar benim için çok değerli. kaybetmeyi göze alamayacağım bir özellik.

gerçi daha önce de kaybetmeyi göze alamayacağım çok arkadaşım oldu. o zamanlarda çok güzel günler geçirdim. şimdi ise dünyanın bir ucundaymışcasına uzaklar. yıllar geçiyor müzik değişiyor kendi mikro ikliminde. herkes kendi ikliminde yetişiyor zaten.

diyorum ya aklım karışık diye.
işte böyle ikilemler içindeyim. cesaretim de yok anlaşılan.

şu an için sağ salim döndüğünü göriyim yeter. bi de mutlu olacağın şeyler yaparsan tadından yenmez.
bende kendi yoluma giderim. bi kaç alkol komasından sonra.

bişiy olmaz ben alışığım.
bomboş içim. birikenleri de öylece boşaltırım.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder