Sayfalar

4 Nisan 2012 Çarşamba

-115-

zaman su gibi akıp giderken...
ben anadoluyu bırakıp avrupaya geçtim.
artık köprü trafiği değil tek derdim metroda sıkışmadan yolculuk edebilmek işe gecikmeden ulaşabilmek gibi kolay şeyler...
yalnızlaştım...
kovalamıyorum artık avludaki güvercinleri...
eğlenmeye çalışıyorum olduğum bu hastalıklı form içinde...
artık ne kadar kime uyarsa...
pis adam olmak kolay değil öyle...
içindeki iyi insanı öldürmeyeceksin.
zaman zaman o çıkıp sazı eline alacak.
inandıracak kendine başkalarını ki kötülüklerini daha da şeytani yapabilsin.
insanlara güvenilmez ve inanılmayacak bir izlenim bırakmak için herşey dersem yalan olur.
sadece çelişkilerimi yaşıyorum bolca.
hala tamamen kötü olacak kadar vicdansız değilim yani.
o seviyeye geldiğimdeyse şu an kötü olarak nitelediğim ne varsa hiç biri kalmayacak sanırım.
ek olarak vicdan dan da söz edemiyor olacağız tabi.

deliler gibi eğlenmek sevişmek dağıtmak istiyorum bir yandan diğer yandan hayatımı sakin bir eksene oturtup huzur bulmak.
aslında herşey huzur bulmakla alakalı ve ben huzuru hangisinde bulabileceğimi hala bilemiyorum.
ayın karanlık yüzü veya aydınlık yüzü gibi....
ben bir ordayım bir burda...
mükemmel bir kaos yakaldım sanırım.
anarşist bir tavırla tabuları bombalarken huzur arıyorum ironik şekilde.

kökleri uymayan organları mı naklediyorum bedenime yoksa organlarım mı işlevini yitiriyor yavaş yavaş anlayabilmiş değilim. ama bu çürük kokusu çok keskin artık.

sanki ocakta yemek kalmış da ocak yanmış...
yanmış derken işlevini yitirir hale gelmesinden bahsediyorum.
bu karakter hala piişmedi ama.
ne kartmışım.

işte böyle uzun zaman aradan sonra nitelikler değişsede nicelik aynı ruhumda...
ben dejenere draje günden güne çürüyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder